CHP: Referandumda yanlız olmadığımızı gördük

0
8

CHP: Referandumda yanlız olmadığımızı gördük .

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu referandum bize, yalnız olmadığımızı gösterdi. Değişik renklerde, değişik seslerde onbinlerin demokrasi paydasında buluştuğunu gösterdi. Demokrasi paydası kusursuz bir şey öğretti bize, demokrasiyi savunan en az yüzde 50 var. Bu, inanılmaz bir fırsat penceresi sunuyor.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Referandum ve Sonuçlarının Türk Demokrasisine Etkisi” başlıklı 130. Bab-ı Ali Toplantıları’ndaki konuşmasında, khamlecı demokrasinin önemli bir ayağı olan referanduma, tüm ülkelerin temel konularda başvurduğuna işaret etti.

Referandumun amacına makul olması için gereken koşulları, “özgürlükçü bir ortam”, “halkın süreç öncesinde ve süreç içinde bilgilendirilmesi” ve “evet ve hayır oyu kullanımı için eşit koşulların sağlanması” biçiminde sıralayan Kılıçdaroğlu, 16 Nisan referandum sürecine değinerek, şöyle dedi:

“Özgürlükçü bir ortamda yaptık mı? Hayır. Bunu, dünyada bilmeyen hiç kimse yok, herkes bu referandumun eşit koşullarda yapılmadığını gayet iyi biliyor. Devletin tüm imkânlarının kullanılması, özgürlükçü bir ortamda olmaması, KHK’lar, OHAL programları… Bütün bunlar referandumun üzerinde bir gölge olarak durdu. Süreç öncesinde ve süreç sırasında yeterli bilgilendirme oldu mu? Hayır. Parlamentodaki görüşmeler kamuoyuna yeterince yansımadı, televizyonlar yeterince bunları vermedi. Tek boyutlu tartışma uygulamaları geniş bir medyada yer aldı. Dolayısıyla yapılan düzenlemelerin Türkiye için ne kadar kusursuz düzenlemeler olduğu ancak aksi görüşü savunanların geriye itildiği bir sürece hep birlikte tanık olduk. Bilgilendirme yeterince ve sağlıklı olmadı. Eşit koşullarda da gidilmedi. Bunu da herkes biliyor esasen. Bütün bunlara rağmen ortaya bir sonuç çıktı. Ortaya çıkan sonuç, yüzde 100 inandığım bir şeyi ifade edeyim, ‘hayır’ın yüksek olduğu bir sonuç çıktı ortaya. Sandığa gidip oy kullanan tüm vatandaşlar benim için çok dşayetli. Onlara yürekten teşekkür etmemiz lazım. Bu kadar baskıya, şantaja rağmen, ‘Acaba oyumu açıklarsam başıma bir bela gelir mi?’ kaygısına rağmen gittiler, oylarını kullandılar. YSK’nın son anda aldığı bir karar olayı tamamıyla değiştirdi, bu referandum sürecinin meşruiyetine gölge düşürdü. Yasaya açıkça aykırı bir karar almaktan çekinmediler.”

Kılıçdaroğlu, YSK için son kullandığı deyimin “çete” olduğunu hatırlatarak, “Bir yargı çetesi var orada. ‘Neden çete diyorsunuz?’ diye eleştirdiler. Yasaya makul davranmayan insanların bir araya gelip karar aldıkları süreç çete sürecidir esasen. Burada bir yasa var ve hiçbir yoruma yer vermeyecek kadar açık. ‘Mühürsüz oy pusulaları geçersizdir’ diyor yasa. Peki siz nasıl ‘Geçerlidir’ dersiniz? Doğru bir tanımlama değil ancak tüm bunların tamamı yapıldı.” diye konuştu.

“Meclis, kendi iradesine sahip çıkamayan bir meclis konumuna geldi”
Kemal Kılıçdardoğu, “tek adam rejimi”nin geleceğini iddia ederek, “Her türlü yetkiye sahip. Zaten bunu biliyoruz. Fiili durum da böyleydi, Sayın Bahçeli’nin tanımına göre. Bir söylemiyle savcılar harekete geçer, bir söylemiyle insanlar hapse atılır, bir söylemiyle haparzuiler menfaatilır, bir diğer söylemiyle de parlamento harekete geçer. Bu sürecin demokrasiye getirdiği en büyük sakınca, parlamentonun yetkilerinin önemli bir kısmının bir şahsa devredilmiş olmasıdır. Meclis, Gazi Meclis, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, milli iradeyi temsil eden bir meclis ancak bu meclisinin yetkilerinin önemli bir kısmı elinden alındı ve bir şahsa verildi. Dolayısıyla bu meclisin gaziliği de tartışılır artık. Meclis, kendi iradesine sahip çıkamayan bir meclis konumuna geldi.” şeklinde konuştu.

“İkiyüzlü bir hukukun” ortaya çıktığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Düşünün cumhurbaşkanı seçiyorsunuz, tarafsız olması lazım ancak taraflı, bir partinin genel başkanı olacak. Aynı cumhurbaşkanı, Anayasa’nın 103. maddesine göre ‘Ben tarafsız davranacağım. Tarafsızlığım üzerine namusum ve şerefim üzerine büyük Türk milleti önünde, tarihin huzurunda yemin ediyorum.’ diyecek. Tam bir ikiyüzlülük. Nerede? Anayasa’da. Bir ülkenin anayasası ikiyüzlü olabilir mi? Maalesef ikiyüzlü. Ahlaki kuralların yerlerde süründüğü bir süreçte ahlakı kuralsızlığı anayasaya getirdik koyduk. Bunun demokrasiyle ne ilgisi var? Hangi demokrasiden söz ediyoruz?” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir yasanın yürüklükte olmasıyla meşru olmasının farklı olduğunu belirterek, “Bir yasa yürürlükte olabilir ancak meşruluğu tartışılabilir. 1982 Anayasası yüzde 90’ın üzerinde kabul gördü ancak tüm siyasal partiler 1982’den bu yana bu anayasanın meşruluğunu tartıştılar. Yapılan bu değişiklikler yürürlüktedir ancak meşru değildir, siyasal, hukuki, ahlaki açıdan meşru değildir. Göreceksiniz uzun süre bu tartışılacaktır, değişinceye kadar.” diye konuştu.

“Gittiğimiz her yerde kapılar açıldı”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bu referandum bize yalnız olmadığımızı gösterdi. Değişik renklerde, değişik seslerde onbinlerin demokrasi paydasında buluştuğunu gösterdi, ülkücüsünden tutun sosyalistine kadar, milliyetçisinden tutun mütedeyyinine kadar, liberalinden tutun komünistine kadar. Demokrasi paydası kusursuz bir şey öğretti bize, demokrasiyi savunan en az yüzde 50 var. Bu, inanılmaz bir fırsat penceresi sunuyor. Resmi rakamlara göre yüzde 49, birçok baskıya, şiddete, şantaja ve imkânsızlığa rağmen sandığa gidip oyunu kullanan en az yüzde 50. 12 Eylül koşullarında bir referandum gerçekleşti. 12 Eylül koşullarındaki referandumda yüzde 90’ın üzerinde ‘evet’ vardı. Bugün aynı koşullarda en az yüzde 50’nin üzerinde ‘hayır’ var. Bu inanılmaz bir şeydir. En az yüzde 50, eğitimli ve dünyayı sorgulayan bir kesim. Dolayısıyla ‘evet’ oyunu kullananlara demokrasiyi en uygun şekilde anlatacak bir kesim. Onlar için de demokrasinin ne kadar önemli olduğunu anlatacak bir kesim. Bu, bizim açımızdan inanılmaz bir fırsattır.”

Farklı renklerin, farklı seslerin bir araya gelerek, demokrasi paydasında buluştuğunu ve bu paydayı büyütmek gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, oluşan bu alanın kısır çekişmelere ve kısır tartışmalara hapsedilmemesi gerektiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin, problemu, bir ülke problemu olarak gördüğü için referandum sürecinde dominant olarak öne çıkmadığını, toplumun her kesimini kucaklayan bir dil kullandığını dile getirerek, “Benim için demokrasi oldukça önemli, benim gibi düşünmeyen için de demokrasi oldukça önemli. O da kanaatlerini özgürce ifade edebilmeli, onun da can ve mal güvenilirği olmalı, o da din ve vicdan özgürlüğüne sahip olabilmeli. Baskıdan ben de kurtulmalıyım o da kurtulabilmeli. Biz, bunu anlattığımız ölçüde başarıya ulaştık. Gittiğimiz her yerde kapılar açıldı. Bir siyasal kimlikle değil, bir yurtsever kimliğiyle gidip, ‘Ülkemizin, çocuklarımızın geleceği için daha hoş bir Türkiye inşa etmeliyiz’i anlattık. Sadece biz değil, ortak paydanın tüm bileşenleri bunu anlatmaya çalıştı.” şeklinde konuştu.

Referandumun sonrasında çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Örgütlerimizin tamamına talimat verdik. Önümüzdeki 2 ay içinde ‘evet’ ya da ‘hayır’ hangi oyu kullanmış olursa olsun, gittiğimiz her yere tekrar gideceğiz ve teşekkür edeceğiz. Bir espri yapayım. Adalet ve Kalkınma Partisi de bir teşekkür ziyaretinde bulunacakmış ancak onlar YSK’yı ziyaretle başlamışlar.” dedi.

“Bizim sorumluluğumuz asıl şimdi başlıyor”
Kılıçdaroğlu, seçim meydanlarında “evet oyu kullanın” diyenlerin tek konusunun kendisi olduğuna değinerek, şu şekilde konuştu:

“Sabah, öğle, akşam beni gündemlerine alarak bir referandum kampanyası geçirdiler. Benim doğruları söylemediğimi ifade ettiler ancak bugün doğrular ağır ağır çıkıyor ortaya. Tarafsızlığı Anayasa’da, yemin yazınınde bulunan bir kişi, gitti bir partiye kaydoldu. Şimdi bu partinin genel başkanı mahkemelere hakim belirleme edecek. İnanmıyorlardı, ‘Böyle bir şey olmaz’ diyorlardı. Şimdi onun olduğunu görecekler. Önümüzdeki süreç içinde bir karabasan gibi farklı bir tablonun Türkiye’nin önünde olduğunu görecekler. Biz, ısrarla ve büyük bir kararlılıkla yine toplumun her kesimini kucaklayarak doğruları söylemeye devam edeceğiz. Biz, bunları anlatırken, direnme hakkımızla, yani bu anayasal değişikliğe katiyen meşruiyet kazandırmayacak söylem ve eylemlerle yolumuza devam edeceğiz. Direnme hakkı derken, öyle top tüfek kullanarak direnme hakkı değil, her yerde, her ortamda, her eylemde kanaatlerimizi toplumun her kesimine anlatarak… Biz şayet bunları anlatabilirsek, resmi rakamlara göre yüzde 49’la elde ettiğimiz bir başarıyı önümüzdeki süreçte çok daha büyük bir paydaya taşıyabiliriz.”

Anayasaların toplumsal uzlaşma belgesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bu değişiklik toplumu ikiye böldü. Bir uzlaşma belgesi değil, toplumu ayrıştırma belgesi olarak ortaya çıktı. Bu belge Türkiye’nin ağırlığını taşıyamaz. Bu terazi bu yükü taşıyamaz. Bunlar da bu ülkeyi sağlıklı yönetemezler. Yönetme güçleri de yoktur, birikimleri de yoktur, bilgileri de yoktur. Kaba kuvvetle, kinle, öfkeyle devlet yönetilmez, yönetilmemelidir de esasen. Önümüzdeki süreç bunlara gebe. Bizim sorumluluğumuz asıl şimdi başlıyor. Biz bunun gereğini yapacağız, birçok mücadeleyi vereceğiz. Asla ve katiyen bu Anayasa değişikliğine meşruiyet kazandırmayacağız. Gayrimeşru bir düzenlemeyi, demokrasiye aykırı bir düzenlemeyi, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atan bir düzenlemeyi kabul etmeyeceğiz. Hele hele tam kanunsuzluk halini meşru kabul etmek gibi bir tuzağın içine katiyen düşmeyeceğiz. Yürürlükteki kurallara göre hem meşruiyetini tartışacağız hem de o kurallar içinde değişimi sağlayacağız. Önümüzdeki süreç içerisinde ‘hayır’ın paydasını büyütürsek, demokrasiyi çok iyi anlatırsak, bunun gereklerini yerine getirirsek sonuç almamak olası değil.” görüşlerini dile getirdi.

 

Kaynakça

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here