Bonzai: Ölümle yaşam arasında

0
7

MELTEM [email protected]Ara sokaklarda, köprü altlarında, otobüs duraklarında yığılıp kalan, ölümle yaşam arasına sıkışan çocuklar… Çoğu henüz reşit bile değil ama yaşanmışlıkları ağır. En son dün, İstanbul Mecidiyeköy’de güpegündüz bonzainin etkisinde kalıp yol kenarında sızan gençlerin içler acısı hali kameralara yansıdı. Ama onlar ne ilk ne de son. Zira bugün Türkiye’de kayıtlı verilere göre 1 milyon 500 bin uyuşturucu bağımlısı var ve bu bağımlıların üçte biri bonzai kullanıcısı. Dahası, bonzaiye bağlı ölüm oranları, tıpkı bağımlı sayısı gibi her geçen gün katlanarak artıyor. Tersini düşünmek zor zira bugün İstanbul’un kalbi İstiklal Caddesi’nde dahi uyuşturucu satıcıları, yoldan geçenlere açık açık uyuşturucu satmayı teklif ediyor. Biz de, Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri haline gelen bonzaiyi masaya yatırdık. Türkiye piyasasında “bonzai” olarak adlandırılan sentetik uyuşturucu, “Esrarın etkilerini taklit edecek, tamamen sentetik bir madde” olarak üretildi. Dünyada ilk kez 2002’de internette satılmaya başlanan maddenin, bir süre sonra Avrupa ülkelerinde marketlerde, seks shop’larda, benzin istasyonlarında satıldığı tespit edildi. Ancak bu ülkelerde 2008’den itibaren yasaklanmaya başlandığında, Türkiye’de halen tespit dahi edilememişti.Bonzai’nin patlamasının birçok nedeni var Bonzai, Türkiye’de ilk kez 2010’da polis raporlarına girdi. Bu süreçte bağımlı sayısı çığ gibi büyüdü. Öyle ki, internette Türkiye merkezli siteler üzerinden dahi satışı yapılmaktaydı. “Doğal Bitkisel Aromatik Karışım ve Bitki Gübre Toptancısı” adı altında yuvalanan siteler, bonzaiyi sipariş üzerine 3- 7 gün içerisinde evlere teslim ediyorlardı. O günlerde “kalp krizi” sonucu hayatını kaybettiği şeklinde raporlanan bazı genç insanlar, aslında bonzainin ilk kurbanlarıydı. Bonzainin “patlamasının” birçok nedeni var. Birincisi, çok kolay ulaşılabilir olması. Zira Türkiye’de bugün saat 22.00’den sonra alkol satışı yapan bir yer bulmak çok zor, çünkü yasalara göre o saatten sonra alkol satışı yasak. Ancak bonzai temin edilmek istediğinde, sokakta bir tur atmak yeterli oluyor. Maddenin bu kadar yaygın olmasının bir başka nedeni de ucuz olması. Aslında eroinle hemen hemen aynı fiyatta ancak bonzai çok az miktarda tüketilmeye müsait olduğu için, bir paket, bağımlıyı uzun süre idare ediyor. Maddenin yaygınlaşmasının bir başka nedeni de dışardan anlaşılmıyor olması. Çoğunlukla, sigaranın ucuna çok az miktarda eklenerek tüketiliyor. Bu nedenle de bağımlılar bu maddeyi her yerde kolaylıkla içebiliyor.Kentsel dönüşümün sonucu Bugün Türkiye’de uyuşturucu piyasasının hâkimi konumundaki bonzai ile yalnızca yoksul semtler “kafaları yaşıyor” sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Bonzai bağımlılarının profili, plazalarda çalışan kadınlardan üniversite öğrencilerine, kentsel dönüşüm mağdurlarından eroin bağımlılarına kadar uzanıyor. Öte yandan bonzai satışı ile öne çıkan mahallelerin neredeyse tamamı kentsel dönüşüm mağduru. Bu, çift yönlü bir mağduriyet. Zira bu mahallellerin bir kısmı, kentsel dönüşüme uğradığı için boşaltılan mahalleler iken, bir kısmı da kentsel dönüşüme uğraması planlandığı için boşaltılmak istenen mahalleler. Bir başka deyişle, AKP iktidarının rant odaklı kentsel dönüşümlerinin zehirli meyvesi, bonzai olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan bonzai, uyuşturucu satıcılarının da bugüne kadar en fazla kârı elde ettiği madde haline geldi. Çünkü satıcılar, 10 lira maliyetle 10 bin lira kazanıyor. Bu da, piyasaya arzın neden arttığını yeterince açıklıyor. Şimdi de, bonzai bağımlıları anlatıyor…“3 Kez kalbim durdu. Bonzaiden öldüm, dirildim” İsmail, 16 yıllık bir bağımlı. Onun hikâyesi baştan sona uyuşturucu. Esrarla başlamış, hap kullanmış, alkol hep varmış, son yıllarda ise bonzai hayatının en önemli parçası olmuş. 24 saat, uyuşturucudan başka hiçbir şey düşünemediğini anlatıyor. “Ve bir gün”, diyor, “Yine evdeyim. Bahçede oturuyorum. Çocuklarım hayvanlarla oynuyor, onları izliyorum. Bir anda, evet bir anda, gitmişim. Dolaşım sistemim durmuş. Kalbim artık kan pompalamamaya, tüm vücudum şişmeye başlamış. Hayal meyal ambulansa bindirildiğimi hatırlıyorum. Yolda giderken siren sesleri bir kesiliyor bir yeniden başlıyor gibi duyuyorum. Meğer o esnada benim kalbim iki kez durmuş, elektroşok verilip yeniden çalıştırılmış…”»Uyuşturucu nasıl girdi hayatınıza? Uyuşturucuya ergenlik çağımda, esrarla başladım. Okul hayatım, ben uyuşturucuya başlayana kadar çok iyi gidiyordu. Karnemde hiç zayıfım yoktu o zamana kadar. Uyuşturucuya başladığımda birdenbire 13 dersten 9’u zayıf geldi. İlk başladığımda çok yoğun bir şekilde kullanmıyordum. Aslında hiçbir uyuşturucu öyle çok yoğun başlamaz. Zamanla unutmak için, eğlenmek için devam ettim. Bir süre sonra evlendim ama evlilik hayatımda da devam ettim. Çocuk olana kadar sıklıkla esrar ve alkol kullanır vaziyetteydim. Ailemin işinde çalışıyordum. Orada kazancım iyiydi ve maddeyi kolay temin ediyordum. Sonra, 2002’de askere gittim. Askerde de kullandım. Askerlik de bitti aynen devam etti.»Günlük yaşamınıza nasıl yansıyordu bağımlılık hali? Erteleme savsaklama çok oluyordu hayatımda. “Boşver hallederiz” gibi bakıyorum her şeye. Aile içinde bile böyle oluyordu. Çocuklarla ilgili ihtiyaçları bile erteliyordum. Bu böyle devam etti. 2008’den sonra alkol hâd safhada çıkmaya başladı. 15 senedir hiç bırakmaksızın esrar içmişim zaten. Günde 10 -12 tane. Çok az da kokain kullanmaya başladım. Ailemle aram çok bozuldu tabii. İsteneni yapmıyor, bekleneni veremiyordum. Bir süre sonra da, işyerinde çalışamıyordum artık, eve gidip uyuşturucu almak tek istediğimdi. Sabah öğlen akşam hiç fark etmiyordu. Çocuklarım da büyüyordu ve onlarla ilgilenmiyordum doğrusu. Sadece kendim vardım kendim için.»Bonzai? Bir süre sonra bonzaiye de başladım. Bir arkadaşım getirdi bonzaiyi. Ot diye biliyordum o zaman esrardan bir farkı yok gibi biliyordum. İlk içtiğimde hiçbir şey anlamadım. Ama 2. ve 3. kullandığımda çok ağır geldi, “bu güzel, bu içilebilir” dedim. “Dünyaları içmeye gerek yok” dedim. Kimyasal katkı olduğunu bilmiyordum. 2 yıl kadar sorunsuz gidiyor gibi görünüyordu. Ama sonra vücudumun çökmeye başladığını hissettim. Alkolden dolayı iki kez trafik kazası geçirdim ve özel bir hastaneye yattım. 14 gün kadar tedavi oldum. O hastanede ağır antidepresanlar tedavimin bir parçasıydı. 90 kilo çıktım hastaneden ama ilaçların etkisiyle kısa sürede 120 kilo olmuştum. Ve çıktıktan sonra yine uyuşturucu kullandım. »Neden kendinizi uyuşturmayı bu kadar çok istiyordunuz, sıkıntınız tam olarak neydi? Ben uyuşmayı istemiyordum. Ama bağımlı olmuştum ve artık uyuşturucu olmadan yaşamak mümkün değildi. İlk dönem keyfendi kabul ediyorum, bu herkes için böyledir. Belli bir hazzı vardır. Ama sonraki dönemlerde kaybolur bu keyif ve artık mecburen içmeye başlarsın. En kötü dönem de o zaman başlar. Tekrar aynı duyguyu yaşar mıyım acaba derke bağımlılık artar. Ben bağımlılık olacağını biliyordum başta ama demek ki pek önemsemedim. Bir uyuşturucu bağımlısı maddeyi her gün bırakır, ama ertesi güne kadar, ama 3 gün sonrasına kadar veya 1 ay sonrasına kadar. Sonra yeniden başlar bir şekilde. Günde 3 defa 4 defa bırakan da olur. Onunlasın, artık onsuz yaşayamıyorsun, gerçek budur. Ve hiçbir madde kullanıcısı bağımlı değildir sözde, tüm kullanıcılar kendini böyle kandırır. İstediğim zaman bırakabilirim der. Aslında biliyor musunuz, hayır bırakamaz. Kişi ancak çok kötü bir şekilde duvara toslarsa bağımlı olduğunu anlar ve artık çok geçtir. Evliliği biter, işi biter, ailesiyle arası bozulur, hayati sorunlar yaşar… işte o zaman anlar bunun maddeden kaynaklandığını.»Neye üzülüyorsunuz en çok? Çocuklarıma bir şey veremedim. Bir çocuğum okula gidiyor örneğin. Onun dersine yardımcı olabilirdim ama olmadım. Yarın yaparız diye diye dönem bitmiş oluyordu. Çocuklarım hâlâ bilmiyorlar bağımlı olduğumu. Hafta sonunu ailemle gezip değerlendirmem gerekirken yataktan çıkmıyordum. Bir aile düzenimiz var sanıyordum ama aslında şimdi anlıyorum ki yokmuş. Madde kullanan kişi her şeyi maddeye bağlayamaz sonuçta ayık olduğu anlar da vardır. Tüm suçu maddeye atmak sorumluluktan kaçmak anlamına geliyor. Kurtulmak için herkes bir çare aramıştır. Ben de aradım. Ben, 2013’te İstanbul’da hastanede yattıktan sonra 14 günlük tedavide uyuşuk gezdim. Kan temizlenmesi denen şeyi yaşadım. Ama sonra 5 tane ilaç verdiler. Normal yaşamaya devam etmem için. Ama bu ilaçları alınca konuşamıyordum, donup kalıyordum. Çevremdeki herkes yeter ki bonzai içmesin de böyle olsun daha iyi diyordu. Yani hastanenin verdiği ilaçların etkisi daha ağır olsa da herkes onu tercih ediyordu.»Hastanenin verdiği ilaçları kullandınız ve tedavinizi tamamladınız. Sonra ne oldu? Hayır tedaviyi tamamlayamadım. 40 gün sonra, ilaçlarla birlikte alkol ve bonzai de kullanmaya başladım. Çünkü o ilaçlar bende hiçbir isteği eksiltmedi. Uyuşturucu kullanırken yalnızca kendimle konuşurdum. Başka kimseyle hiçbir şey konuşmazdım. Bana yardım edilmesini bile engelliyordum. Antidepresan kullandığım dönemde iyice kötü olmuştum. Artık hayatımın her saniyesi uyuşturucu ve onun bende yol açtığı yıkımla dolmuştu. Ve o son olay da yaşanınca…»Son olay? Nedir? Bir gün yine evdeyim. Bahçede oturuyorum. Çocuklarım hayvanlarla oynuyor, onları izliyorum. Bir anda, evet bir anda gitmişim. Dolaşım sistemim durmuş. Kalbim artık kan pompalamamaya başlamış, tüm vücudum şişmeye başlamış. Yarım yamalak bir ambulansa bindirildiğimi hatırlıyorum; yolda giderken siren sesleri bir kesiliyor bir yeniden başlıyor. Meğer o esnada benim kalbim iki kez durmuş, elektroşok verilip yeniden çalıştırılmış.»Yani nerdeyse ölecektiniz uyuşturucudan dolayı, öyle mi? Evet aynen öyle. Dolaşım sistemimin iflas etmesi, kalbimin iki kez durması başka ne anlama gelebilir ki? Madde kullandığım süre boyunca yapığım hiçbir şeyi hatırlamıyordum bir gün sonra. Yani her şeyi yapmış olabilirdim ama hiçbirini hatırlamadım. Arkadaşlar anlatırdı, araba sürmüşüm, yemek yemeğe gitmişiz ordan başka bir yere gidip oturmuşuz mesela, hatırlamıyorum. Zaten bomboş geçen bir 16 yıl, sonrası da ölüm… Ben dibi gördüm, ölümü gördüm, daha ilerisi yok bunun. Artık hayatta tek istediğim yaşamak. O olaydan sonra hastanede kaldığım döneme ait iki fotom var. Birinde nereye baktığım belli bile değil, diğerinde ise ölü insan yüzü. Onları büyütüp bir yere asmam lazım diye düşünüyorum.***“KENDİMİ HEP YALNIZ HİSSETTİM”Özlem, Bilkent Üniversitesi İngilizce- Türkçe çevirmenlik bölümü mezunu. İlk kez erkek arkadaşıyla kullandığı esrarın yerini, zamanla bonzai almış. Ve bonzainin Özlem’in hayatındaki en önemli yeri, onun eroine başlamasına sebep olan madde oluşu: “Kullanana kadar bonzai bana hep uzaktı. Ama bir başlayınca, devamı öyle bir geldi ki, kendimi eroinle baş başa buldum…”»Uyuşturucu nasıl girdi hayatınıza? Maddi sıkıntıları olmayan ama ilgisiz bir aileden geliyorum. Üniversitede okuduğum sırada, erkek arkadaşımla birlikte bonzai kullanmaya başladım. O zamanlar bonzai Kıbrıs’ta yasaldı, biz de oradan getirtiyorduk. Normalde uyuşturucuya karşıydım ama onu kıramadım. Ama bir başlayınca, devamı öyle bir geldi ki, bağımlı olmaya başlamışım. Acayip gergin bir insan olmuştum, sürekli bonzai içmek istiyordum. Esrar gibi değildi yani… Diğer yandan erkek arkadaşıma bakıyordum, o da bonzai içmeye başladığından beri bir garip olmuştu, herkesle iletişimi kesmiş, okulu rafa kaldırmış, tamamen kendi içine kapanmış, sadece bonzai içerek günlerini geçirir olmuştu. Bir süre sonra o akıllı davranıp bu maddede sıkıntı var deyip bıraktı, bonzaiyi hayatından tamamen çıkardı ve kendini kurtardı.»Siz? O bonzaiyi hayatından çıkarınca mecburen ben de çıkardım ama yarattığı eksiklikten dolayı bu kez kubar esrarı abarttım. Zaten her şey, yaşadığım tüm trajediler, bonzainin yarattığı boşluktan sonra başladı. Bu süreçte annemle babam ayrılmış, annem evi terk etmiş, sosyal hayatım bitme noktasına gelmişti.»Sonra? Cevizli’de pavyonların olduğu bir sokak var, artık oradan esrar alıyordum çünkü orası hem daha fazla hem daha kaliteli mal satıyordu. O sırada hem okuyup hem bir işte çalışıyordum. Düşünün: işten çıktıktan sonra saçlarım yapılı, topuklu ayakkabılarla o korkunç sokağa girip esrar alıyordum. Hiç korkum yoktu, ben hep başıma bir şeyler geleceğini biliyordum ama önemsemiyordum. Sonra o sokakta şiddete ve tecavüze uğradım. Kabus gibi günler geçirdim ve bir türlü kendime gelemiyordum çünkü bağımlıydım.»Eroine nasıl başladınız? İnternette tanıştığım biri verdi, “Adı peynir, eroinle kokain karışımı ama bağımlılık yapmaz” dedi. O güne kadar eroine karşı büyük bir tepkim vardı, asla kullanmam derdim. Ama o gün eroin gibi düşünmedim “peynir”i, eroin değildi nasıl olsa, “peynir”di! Zaten içimi de eroin gibi şırıngayla falan değildi. İçince o an bana dünyadaki her şey, tüm sorunlarım o kadar “halledilebilir” geldi ki… Aşırı derecede mutlu olduğumu hatırlıyorum ama maddenin bağımlı yapma süresi en fazla 3 günmüş, farkına bile varmadan eroin bağımlısı oldum. Birkaç defa AMATEM’ başvurdum ama bir faydası olmadı. Hatta ilk başvurduğumda esrar için gitmiştim, bana gülmüşlerdi ‘esrar için gelinir mi’ diye. Psikologlardan yardım istedim ama kimseyle görüşemedim. Eroin tedavisinde de doktor bana 4 gün içmeyeceksin sonra ilaç vereceğim diyordu, ben zaten 4 gün içmemeyi başarsam eroini bırakırdım. Şimdi uzun zamandır madde kullanmıyorum. Gülüşüme kavuştum. Madde kullanırken gülmeyi gerçekten unutmuştum…Devamı yarın…

Kaynak : http://www.birgun.net/haber-detay/bonzai-olumle-yasam-arasinda-161810.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here